22 Oca Toksit Rekabet

Bu günlerde “toksik” kelimesini çok duyuyoruz. Uzun zamandır düşündüğüm bir konuydu rekabet üzerine yazmak ve ben de bu akıma kapılıp adını toksik rekabet koydum.
Zaman içinde insanoğlu rekabet konusunda muhtemelen evrimleşmiş ve hatta iyileşmiş olabilir, ama şurası bir gerçek ki günümüzde rekabet herkes için oldukça zorlayıcı olabiliyor. Açıkçası kendi adıma yarar değil zarar getirdiğini düşünenlerdenim. Yanlış anlamayın; rekabet yapıcı olduğu ve bizi geliştirip beslediği sürece olmalıdır ama yüzyıllardır kalıplaşmış metrikler üzerinden dayatılan rekabet kimse için faydalı değildir bana göre. Çocuk yaşlardan itibaren erken yürüdü, erken konuştu, koştu, oynadı, zıpladı, okumayı herkesten önce öğrendi vs vs… O yaşlarda toplumdan gelen bu dayatmaları ve yarış halini pek de ciddiye almasak ve belki de bu toksik etkiye maruz kalmasak da zaman içinde bu etkiyi artarak hissediyoruz.
Hatırlıyorum; ilkokulda okumayı öğrenen çocuklara kırmızı kurdele takarlardı. Ben okula okuma yazmayı bilerek başladım. Öğretmenimiz kimseye kırımızı kurdele takmıyor ve elmamızı boyamıyordu. Neden diye sorduğumda hepiniz yılın sonunda buradan okuma yazmayı bilerek ayrılacaksınız, yani aslında hepiniz eşit olacaksınız demişti. Yıllar sonra bugün düşünüyorum da “ nasıl bir vizyon, ne önemli bir bakış açısıymış” Bizi daha o yıllarda rekabetin toksik havasından korumuş.
Hayatın her alanında diğerlerine göre notlanıyoruz. Aile içinde, özel hayatta, arkadaşlıkta, iş hayatında, sosyal çevrelerde hep bir rekabet var ve zaman zaman bu biz de travma etkisi yaratıyor. “Ben başarılıydım , ne oldu bana şimdi” diye düşünüyoruz. Günlerimiz ya üzülerek geçiyor, ya da gereksiz hırs yapıp kendimizi hırpalıyoruz.
Bir insanın hiç bir konuda bir diğerine mutlak bir üstünlüğünün olmadığı bir dünyada rekabet etmek de aslında saçma kalıyor.
Toplumsal normlar, dayatmalar ve metriklerle ölçülen bir rekabet dünyasında en iyi, en başarılı, ilk , çok olmak gurur ve başarı konusu olmamalı. Daha barışçıl, daha iyimser, daha gelişmeye ve birbirini büyütmeye odaklı rekabet toksik olmaktan çıkar.
Galiba işin özü kişinin kendi içindeki tatlı rekabeti ve yaşam yolculuğunda nereye odaklandığı.
Hepimiz kendimizi başkalarıyla kıyaslarız. Mesela sosyal medya da neleri ve kimleri takip ediyorsunuz? Neleri takip edince bana iyi geliyor, neler bana kendimi yetersiz hissettiriyor ya da bana ilham veren neler var? Kim beni motive ediyor?
Elbette farklılıklar, değişim bizi endişelendirebilir, kıyas bizi yetersizliğe sürükleyebilir, önemli olan kendi içimizdeki rekabet metriklerimiz nasıl çalışıyor? Neye odaklanıyoruz, neye dikkat ediyoruz?
Tüm bunların içinde size iyi gelen şeyler neler?