Tek Rakibiniz Sizsiniz ! - Circle
1
post-template-default,single,single-post,postid-1,single-format-standard,bridge-core-3.0.8,qode-page-transition-enabled,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,hide_top_bar_on_mobile_header,qode-theme-ver-29.5,qode-theme-bridge,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.11.0,vc_responsive

Tek Rakibiniz Sizsiniz !

Gözlerinizi kapatın ve bir saniyeliğine rekabeti düşünün!

Kimi düşünüyorsunuz?

Bölgenizdeki diğer Gayrimenkul Ofisini mi?

Her portföyü alan ve çok işlem yapan o Gayrimenkul Danışmanını mı?

Ofisinizdeki diğer arkadaşlarınızı mı?

Veya belki de ….. yukarıdakilerin hiçbiri olabilir mi?

Gerçekten rekabetten ne anlıyoruz ? ya da bir başka deyişle bizim rakibimiz kim?

Başarı yalnızca ve yalnızca tek rakibinizin siz olduğunuzun farkına varmanızla ilgilidir.
Sizin düşünceleriniz, sizin çalışmalarınız, sizin performansınız, sizin stratejiniz…

Siz, size karşı!

Acaba bilinen anlamıyla rekabet anlayışını biraz değiştirsek ve başarıya farklı bir pencereden baksak buna da rekabet üstü çalışma ve başarı desek nasıl olur?
“Ortaklaşa Rekabet” kitabının yazarları şöyle diyorlar: “Gerçek başarı, oynadığınız oyunu şekillendirmektir; bulduğunuz oyunu oynamak değil, onu (oyunu) istediğiniz hale getirmektir.”
Rekabet etmek mevcut oyunun ve genelgeçer kuralların içinde yer alarak diğerlerini geçmeyi, diğerlerinin önünden gitmeyi, bazen de onları piyasadan silmeyi içerir.
Rekabet etmek Edward De Bono’nun deyişiyle “ayakta kalmakla” ilgilidir, gerçekten “başarılı” olmakla değil.
Edward De Bono “Rekabetüstü” adlı kitabında şöyle diyor: “Rekabet aynı yarışta koşmayı seçmek demektir’’.
Rekabet üstünde ise rakipler, kendi yarışlarını kendileri seçerler.” Hemen arkasından da şunları ekliyor:
“Ayakta kalabilmek için rekabete ihtiyacınız vardır, ama başarı kazanabilmek için rekabetüstü olmanız gerekir.”
‘Rekabet üstü’ olmak, değer yaratmakla ve “yaratıcı” olmakla ilgidir. Bu işleri şimdiye kadar yapılanın dışında yapmanın bir yoludur.
Bu şimdiye kadar oynanan oyunun yapısında ve kurallarında bir değişiklik yapmakla ilgilidir. Bunun yolu da başkalarının becerilerine değil, “kendi becerilerinize” odaklanmaktan geçer.

Bu kısaca neye odaklandığınızla ilgilidir;
Odaklanmanın Gücü” adlı kitabın yazarlarının çok sevdiğim bir sözleri var: “Eğer zayıf yönlerinizi güçlendirmeye kalkarsanız, bir zaman sonra hayli güçlenmiş bir zayıf yönünüz olur.”
Genel olarak yaptığımızda budur aslında. Kendimizi farklılaştırmak, güçlü yönlerimizi iyiden iyiye ortaya çıkarmak yerine, soruna sadece zayıf yönlerimiz açısından yaklaşır,
dünyayı bu açıdan görmeye başlarız.

Oysa ki dünyaya bakmanın en güzel yolu pozitif bilinç değil midir? Bu olumlu bakış açısında olan biri pazarda herkes için fırsatlar, işler ve para olduğunu düşünür.

Önemli olan neye odaklandığınızdır?

Kendinizi pozitif bilinç ile eğitmek gayrimenkul gibi hayli rekabetçi bir işte başarı için sizi farklılaştıracak önemli bir anahtardır.

Diyelim ki; bölgenizde portföyünüze almaya çalıştığınız bir gayrimenkulün sahibi bir başka Gayrimenkul danışmanı ile çalışmayı seçti.

Hayal kırıklığı mı? Şüphesiz EVET !

Dünyanın sonu mu geldi? Henüz değil; daha yapacak çok işiniz var.

Pozitif bilinç ile çalışan bir Gayrimenkul Danışmanı ‘’burada daha alınacak çok portföy var ve ben onları almalıyım’’ diyerek, buna odaklanır ve çalışır.

En güçlü rakibiniz sizsiniz.

Kendinize karşı rekabet sizi daha iyi bir hale getirmek için çalışmaktır. Büyüme hedefinizi, büyük nedeninizin bir parçası yapmak demektir.
Daha verimli hale gelmek, daha üretken olabilmek için halihazırda yaptığınız şeyleri rafine etmek demektir. Değişmek, farklılaşmak, fark yaratmak ve değer üretmek demektir.

Kendinizi en güçlü rakibiniz haline getirdiğinizde büyümek için bir akışın içine girdiğinizi göreceksiniz.

Daha fazla kitap okursunuz…

Daha fazla eğitime gidersiniz..

Ve en önemlisi:
İstediğiniz büyümeyi elde ettiğinizden emin olmak için kendinizi sorumlu tuttuğunuzdan emin olursunuz.

O halde şu soruları kendinize sorun:

Kendinizi geliştirmek için nasıl çalışıyorsunuz?

Hangi kitapları okuyorsunuz?

İşinizin hangi yönlerinin iyileştirilmesi gerekiyor?

Hedeflerinizden kendinizi sorumlu tutmak için hangi ölçme ve değerlendirme sistemlerini kullanıyorsunuz?

Pozitif bakış açısını benimseyin, yalnızca kendinizle yarışacağınızı kendinize taahhüt edin ve olabildiğince SİZ olun.

Sevgiyle kalın