Multitasking Efsanesi ve Gerçekler - Circle
861
post-template-default,single,single-post,postid-861,single-format-standard,bridge-core-3.0.8,qode-page-transition-enabled,ajax_fade,page_not_loaded,,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,hide_top_bar_on_mobile_header,qode-theme-ver-29.5,qode-theme-bridge,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.11.0,vc_responsive
 

Multitasking Efsanesi ve Gerçekler

Multitasking Efsanesi ve Gerçekler

Bu yazı için harika bir fikrim vardı, hemen bilgisayarımın başına geçtim ve  yazmaya başladım. Yazarken aynı zamanda bir sürü şey yaptım. Yazıyordum ve… bir fincan kahve yapmak için mutfağa gittim. Yazmaya devam ettim ve… verdiğim kitap siparişinin durumuna bakmak için başka bir sekmede bir web sayfası açtım. Tamam tamam yazmaya devam ediyorum… “Miyav!” Kedim bir kez daha acıkmış mı, yoksa onunla oynamamı mı istiyor? Zil çaldı, kargo geldi, telefonda bir “bip” sesi, whatsapp…  Heeey hadi ama konsantre ol biraz!!  Bazı fikirler geliyor aklıma, yazma yolunda hızla ilerliyorum, ekranda düşüncenin akışını hissediyorum ve… bir Facebook bildirimi görüntülemeye başladım…  Süper kadın mıyım? Dikkatimi kolayca birçok şeye bölebilirim, kendimi iki kediyle ve iki çocukla hayal edebiliyorum ve hala her şey kontrol altında… eh… hemen hemen her şey…  Eğer bu satırları okurken gülümsediniz ve kendinize yakın bulduysanız size üzücü bir haberim var; siz de Multitasking insanlarındansınız.

İş dünyasında sık sık duyduğumuz bu modern dünya kavramı tam anlamıyla aynı anda birkaç işi birden yapabilmek becerisi olarak tanımlanabilir ve ben dahil pek çok çalışan ve girişimci çoklu görevlerde usta olmakla gurur duyar. Verimliliği ve üretkenliği her an optimize etmek için güçlü bir multitasking becerisine sahip olmamız gerektiğini düşünürdük.  Ama gerçek şu ki, multitasking diye bir şey yoktur.

Çoğumuz aşırı planlanmış, telaşlı hayatlarımızın taleplerini multitasking bir çalışma tarzımız olmadan başka nasıl karşılayabiliriz? Diye düşünebiliriz ancak gerçek şudur ki; multitasking verimliliği %40 oranında azaltmakta ve çok zaman kaybına sebep olmaktadır.

Tamam tekerleği çevirmeden, vites değiştirmeden ve yola dikkat etmeden araba kullanamayız. Multitasking sorunu, bu modda sıkışmış olduğumuzdur. Belirli bir görev tek bir şeye odaklanmak gerektirdiğinde mücadele ediyoruz. Ancak, elimizden gelenin en iyisini yapmak ve en yüksek performansa ulaşmak istiyorsak, “ daha azı ve tek bir şey” şeklinde düşünmeye ve hareket etmeye başlamalı ve multitasking yönteminin bir efsane olduğunu kabul etmeliyiz.

Neden bir efsane? Bilim adamları beynimizin aynı anda iki şeye dikkat edemediğini doğruladılar. Aslında olan şey, sürekli işler arasında geçiş yapmamızdır. Beyin taramaları gösteriyor ki; işler arasındaki hızlı geçişler verimliliği önemli ölçüde azaltıp hata payını yükseltmektedir. Çünkü bu şekilde  çok fazla zihinsel enerji kaybediyoruz (bilişsel kapasite).

Multitasking gibi görünen süreçlerde; gerçekleştirilen görevler farklı beyin süreçlerini içerir. Örneğin, bir kitap okuyorsanız, klasik (enstrümantal) müziği aynı anda dinleyebilirsiniz, ancak şarkı sözleri ile müzik dinlerseniz, okuduğunuz bilgilerin çoğunu hafızanızda tutamazsınız. Bunun nedeni, hem okuma hem de sözlü müzik dinlemenin beynin dil merkezini etkinleştirmesidir. Ve beyin kelimenin tam anlamıyla bir seferde herhangi bir kategoride birden fazla görevi işleyemez. Bu gerçekten ne anlama geliyor? Bu durum aslında beynimizin bir görevden diğerine tekrar tekrar geçiş yapmasıdır. E-postaları okuma, telefonda konuşma ve Whatsapp sohbetine aynı anda girme yeteneğine sahip gibi hissetsek de bu tam anlamıyla imkansız. Aslında beynimizin yaptığı  şey, “kırmızı ışık/yeşil ışık” oyununu birden fazla oynamak ve her görevi sürekli olarak başlatıp durdurmaktır. Bu, psikolojide çoklu görev değil” seri görev ” olarak bilinir.

Amerikan Psikoloji Derneği tarafından yapılan bazı araştırmalar, multitasking olduğunu düşündüğümüz şeyin etkisiz ve verimsiz olduğunu göstermektedir. Çalışmalara göre, bir görevden diğerine (kırmızı ışık/yeşil ışık) geçtiğimizde, geçiş pürüzsüz değildir. Beynimiz dikkatini bir görevden diğerine kaydırırken gecikme yaşar ve bu işin sorunsuz olduğunu algılamaya çalışırken aslında zaman kaybeder. Ne kadar zaman? Araştırma, çoklu görevlerin bir seferde bir göreve odaklanmaktan yüzde 40 daha fazla zaman aldığını göstermiştir, multitasking görevler karmaşıklaştıkça süre de o kadar artar.

Yine Stanford Üniversitesinde yapılan bir çalışma multitasking çalışanların ayrıntıları daha az hatırladığını, ve işlerinde daha fazla hata yaptığını göstermiştir. Kötü haber şu ki; bu kişiler daha sonra tek bir göreve odaklandıklarında bilişsel yeteneklerini kullanabilmekte zorlanıyor, odaklanma ve göreve uyumlanmakta zorluk çekiyorlar. Yani sanırım Multitasking yöntemiyle çalışma insan zihninde neredeyse kalıcı hasara sebep oluyor. Bu araştırmayı yapan Clifford Nass bu soruna çare olarak “20 Dakikalık Kural” alternatifini önerdi. Bir görevden diğerine sürekli olarak geri dönmek yerine, bir sonraki göreve geçmeden önce 20 dakikalık bir süre boyunca dikkatinizi bir göreve odaklamaya çalışın. Dolayısıyla, okul için bir rapor yazmak ve matematik ödevlerinizi yapmak arasında gidip gelmek yerine, bir sonraki işe odaklanmak için geçiş yapmadan önce bir işe 20 dakikanızı ayırın. Çok da zor olmasa gerek. En azından denemeye değer…

Ne düşünüyorsunuz? Multitasking bir üretkenlik Katili mi yoksa siz istisna mısınız?