24 Eki Hepimiz süper bir güce sahibiz. Gülümsemenin gücüne.
Çocukken bilim kurgu filmlerini çok sever ve ben de süper kahraman olmak isterdim. Amacım Dünyayı kurtarıp insanları mutlu etmekti. Ama bu hayalimi gerçekleştirmek için süper güçlere sahip olmam gerektiğini düşünüyordum. Hayali uzay gemimle hayali yolculuklara çıkar galaksiler arası seyehat eder ve süper güçlerimle harikalar yaratırdım. Oyun olarak eğlenceliydi ama zaman içinde büyüdükçe anladım ki aslında ihtiyacım olan süper güçler filan değildi. Doğduğumuz andan itibaren içimizde var olan ve bulaşıcı bir etkiye sahip olan çok güçlü bir süper güce sahiptik zaten. Gülümseme gücüne…
Gülümsemenin gücü ve cesareti hakkında bazı unutulmaz sözleri olan Mohandas Karamchand Gandhi idi. Ve pozitif yaklaşımı ve gülümsemesiyle her şeyi dile getirebiliyordu. Tıpkı geçtiğimiz yorucu hafta boyunca elimden geldiğince yapmaya çalıştığım gibi…Ve her verimli günün sonunda düşündüğüm gülümsemenin ne kadar enerji verici ve büyük bir gücü olduğuydu.
Güzel haber şu ki; aslında hepimiz gülerek doğuyoruz. Teknoloji sayesinde gelişmekte olan bebeklerin de güldüğünü artık görebiliyoruz. Doğduklarında da bebekler gülmeye devam ediyor, mesela başlangıçta çoğunlukla rüyalarında. Hatta yapılan araştırmalara göre; görme engelli bebekler bile insan sesini duyunca gülümsüyorlar.
Gülmek tüm insanların en temel ortak biyolojik özelliklerinden biri.
Acaba kaçımız günde 20 defadan daha fazla gülüyor? . Kaliforniya Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre insanların üçte biri günde 20 defadan daha fazla gülüyor, yüzde 14 ten azı ise 5 kereden daha az gülümsüyor.
Aslında şurası bir gerçek ki; en inanılmaz süper güçlere sahip olanlar günden 400 defa gülümseyen çocuklar.
Etrafımızda sık sık gülümseyen çocuklar olduğunda ya da etrafımızda gülen insanlar olduğunda neden biz de gülüyoruz hiç merak ettiniz mi? Çünkü gülümseme evrimsel olarak bulaşıcıdır ve bizim yüz kaslarımız üzerindeki kontrolümüzü ele geçirir. Bir gülümsemeyi taklit etmek ve fiziksel olarak denemek bize de güldürür.
Charles Darwin evrim teorisi üzerine “Türlerin Kökeni”‘ni hazırlarken yüzle ilgili geri besleme tepkileri teorisini kaleme aldı.
Darwin’in bu teorisi gülmenin sadece iyi hissettmenin bir sonucu olmaktan öte aslında tam da gülmenin kendisinin bizi iyi hissettirdiğini öne sürer.
Bu konuda pek çok merkezde yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bulgular Darwin’in teorisini destekler nitelikteydi. Araştırmalara göre yüzümüzle verdiğimiz tepki beyindeki duygusal içeriğin farklı şekilde işlenmesine sebep olarak bizim güldüğümüz zaman daha iyi hissetmemizi sağlıyordu.
Gülmek beynimizdeki ödül mekanizmasını “mutluluk verdiğini bilinen” çikolatanın bile boy ölçüşemeyeceği seviyede uyarıcı etkiye sahiptir.
Çikolatanın tersine çok gülmek bizi daha sağlıklı yapabilir. Gülmek stres arttıran kortizol, adrenalin ve dopamin gibi hormonların seviyesini düşürürken endorfin, seratonin gibi ruh halini düzelten hormonların seviyesini yükseltir ve tansiyonu düşürür.
Ayrıca gülmek diğerlerinin gözünde iyi görünmemizi sağlayabilir. Yapılan davranış analizleri gösteriyor ki; insanlar gülümseyen kişilerle ilgili daha pozitif geri bildirim veriyorlar. Kısacası gülmek daha çekici, güzel ve yakışıklı yapar.
Eğer iyi görünmek istiyorsan, daha az stresli olmak ya da ilişkini iyileştirmek ya da mutlu ve enerjik hissetmek istiyorsan, etrafındakilerin mutlu bir an yaşamasına yardımcı olmak süper güçlere hiç ihtiyacın yok.
En güçlü süper güce sahipsin. İstediğin zaman gülümse…